Keman, Türk sanat müziği topluluklarında on dokuzuncu yüzyıldan itibaren yaygın biçimde kullanılmaya başlandı.
Çalgı, kendinden önce kullanılan yaylı çalgıların işlevini üstlendi ve zamanla topluluğun sabit üyesi durumuna geldi. Kemençe ve rebap gibi çalgılarla birlikte de kullanıldı.
Perdesiz tuşe, makam icrasında gereken ince perde farklarının karşılanmasına imkân verdi. Bu özellik kemanın Türk müziğinde hızla benimsenmesinin başlıca nedenidir.
Türk müziği icrasında keman, batı müziğinden farklı bir tutuş ve tavır geliştirdi. Bu tavır kuşaklar boyunca aktarılarak yerleşti.
Oturarak icra yaygındır ve çalgı zaman zaman dize dayanarak desteklenir.
Yay kullanımı daha uzun ve bağlı seslere yönelir; kesik yay çeşitleri seyrek kullanılır. Bağlı seslerde yay ekonomisi belirleyici olur.
Süslemeler icracının tavrını belirler ve çarpma, tril ile kaydırmalar sıkça kullanılır.
Keman hem saz eserlerinde hem şarkı eşliğinde hem de taksimde başrol üstlenebilir. Taksimde icracıya geniş bir özgürlük tanınır.
Halk müziği icrasında ise ayrı bir tavır gelişmiş ve yöresel özellikler belirginleşmiştir. Yöresel ayrımlar tel düzeninde de görülür.
Derslerimizde Türk müziğinde keman, isteyen öğrenciler için ayrı bir çalışma başlığı olarak açılır.